Genel Müdürümüz
Füsun Sırmacı'nın sınıftan genel müdürlüğe uzanan meslek yolculuğu ve velilerimize mesajı.
Füsun Sırmacı
Füsun Sırmacı, lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi'nde tamamladı. Öğretmenlik formasyonunu Marmara Üniversitesi'nde aldı; yüksek lisansını Yeditepe Üniversitesi'nde Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında yaptı.
Mesleğe sınıf öğretmeni olarak başladı. Bu ayrıntı bir özgeçmiş satırından fazlasıdır; bugün yürüttüğü görevin niteliğini açıklar. Bir kurumun eğitim standardını belirleyen kişinin, o standardın uygulandığı yeri içeriden bilmesi gerekir. Yönetim masasında alınan her karar, sonunda bir öğretmenin bir çocukla geçirdiği kırk dakikaya dönüşür. O kırk dakikayı yaşamamış biri, onu doğru planlayamaz.
İlkokul kademesinde önce müdür yardımcılığı, ardından okul müdürlüğü yaptı. Sonrasında ilkokul müdürleri koordinatörlüğü görevini üstlendi. Bu görev, çok kampüslü bir eğitim kurumunun en zor sorusunu yanıtlamayı gerektirir: iyi bir okul, farklı şehirlerde, farklı binalarda, farklı öğretmenlerle aynı kalitede nasıl tekrarlanır?
Cevap tek bir yerde durmaz. Yazılı bir standartta, o standardı ölçen bir düzende ve öğretmeni her yıl bir adım ileri taşıyan bir programda birlikte durur. Füsun Sırmacı'nın yönetim anlayışı bu üç ayağın üzerine kuruludur. 2024 yılında Düşünür Koleji'ne Genel Müdür Yardımcısı olarak katıldı. Bugün kurumun Genel Müdürü olarak görev yapıyor.
Genel Müdürümüzden
Değerli velilerimiz,
Mesleğe bir sınıfta başladım. Sabah zilinin çaldığı, her çocuğun başka bir günden geldiği bir sınıfta. O yıllarda öğrendiğim şeyi bugün her kararın merkezine koyuyorum: bir okulun kalitesi en iyi gününde değil, sıradan bir salı sabahında ne yaptığıyla ölçülür. Veli toplantısında anlatılanla, çocuğun o salı sabahı yaşadığı arasındaki mesafe ne kadar küçükse okul o kadar iyidir.
Sonraki yıllarda önce bir okulun, ardından birçok okulun işleyişinden sorumlu oldum. Bu görevler bana şunu öğretti: iyi bir okul kurmak zordur, ama asıl zor olan onu tekrarlamaktır. Bir kampüste işleyen bir düzenin, sekiz yüz kilometre ötede aynı biçimde işlemesi kendiliğinden olmaz. Yazılmasını, ölçülmesini ve öğretilmesini gerektirir.
Düşünür Koleji'nde bu üç işi birlikte yapıyoruz. Müfredatımız ve Düşünür Eğitim Sistemi'nin dört evresi — merak, keşif, üretim, yansıtma — bütün kampüslerde aynı biçimde uygulanır. Öğrencinin gelişimini dört aşamalı bir ölçme döngüsüyle izleriz; bir çocuğun nerede zorlandığını yıl sonunu beklemeden görürüz. Öğretmenlerimiz DÖGA çatısı altında aynı gelişim programından geçer, çünkü bir okulun tavanı öğretmeninin tavanıdır.
Kampüslerimizi ziyaret ettiğimde koridorlara değil sınıflara bakarım. Soruyu kimin sorduğuna bakarım. Ders bir cevapla mı başlıyor, bir soruyla mı? Çocuk öğrendiğini kendi cümleleriyle anlatabiliyor mu? Bu iki sorunun yanıtı, bir okul hakkında broşürlerin tamamından fazlasını söyler.
Size sözümüz açıktır: çocuğunuzu bir sınava değil, bir hayata hazırlıyoruz; sınavı da bu hazırlığın içine yerleştiriyoruz. Kapımız size her zaman açıktır — gelin, sınıfları görün, öğretmenlerimizle tanışın, sorularınızı sorun. Bir okulu anlamanın en iyi yolu onu yerinde görmektir.
Farklı düşünün, fark yaratın, özgün olun.
Saygılarımla,
Füsun Sırmacı · Genel Müdür