Okuma Sevgisi
Çocuğun kitabı yalnızca tamamlanması gereken bir görev olarak değil; merak ettiği, seçtiği, üzerine düşündüğü ve keyif aldığı bir dünyanın kapısı olarak görmesini isteriz.
İlkokul yılları, çocuğun yalnızca akademik bilgiyle değil, öğrenmeyle kurduğu ilişkinin de şekillendiği dönemdir.
Düşünür Koleji İlkokul Programı'nı konu yetiştirmekten öte; çocuğun gelecekteki öğrenme yaşamını taşıyacak sağlam temeller oluşturmak üzerine kuruyoruz.
Çocuk merak eder, soru sorar, dener, yanılır, yeniden dener ve öğrendiğini kendi cümleleriyle ifade eder. Bizim için ilkokul eğitiminin temel amacı, çocuğun doğal merakını koruyarak sistemli bir düşünme ve öğrenme alışkanlığına sahip olmasını sağlamaktır.
Bu dört yıl boyunca özellikle üç temel üzerinde duruyoruz:
Çocuğun kitabı yalnızca tamamlanması gereken bir görev olarak değil; merak ettiği, seçtiği, üzerine düşündüğü ve keyif aldığı bir dünyanın kapısı olarak görmesini isteriz.
Yanlış yapmak öğrenmenin doğal bir parçasıdır. Çocuğun matematik karşısında geri çekilmek yerine düşünmesini, farklı yollar denemesini ve “Nasıl çözebilirim?” sorusunu sormasını önemseriz.
Soru sormak, gözlemlemek, araştırmak, denemek, not almak, üretmek ve anlatmak… Bu döngüyü farklı derslerde tekrar ederek öğrenmenin günlük bir alışkanlığa dönüşmesini hedefleriz.
Bu üç temelin kurulabilmesi için çocuğun bunları yaşayabileceği bir öğrenme ortamı oluşturuyoruz.
Düşünür Eğitim Sistemi'nde öğrenme süreci dört temel evrede ilerler:
İlkokulda bu evreleri çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun, somut deneyimler üzerinden gerçekleştiririz.
Ders her zaman hazır bir cevapla başlamak zorunda değildir. Bazen iyi bir soru, öğrenmenin en güçlü başlangıcıdır.
Örneğin öğretmen sınıfa:
sorusunu yöneltir. Öğrenciler tahminlerini paylaşır ve neden böyle düşündüklerini açıklar.
Cevabı öğretmen söylemez; öğrenciler araştırabilecekleri bir ortamla karşılaşır.
İki saksı hazırlanır. Biri karanlık bir ortamda, diğeri ışık alan bir yerde tutulur. Öğrenciler gelişimi gözlemler, ölçer ve sonuçları kaydeder.
Elde edilen bilgiler somut bir çıktıya dönüşür.
Öğrenciler gözlem sonuçlarını karşılaştırır, çizelge veya grafik oluşturur ve çalışmalarını arkadaşlarıyla paylaşır.
Öğrenci ulaştığı sonucu kendi cümleleriyle ifade eder.
Böylece bilgi yalnızca öğretmenin anlattığı bir içerik olmaktan çıkar; çocuğun araştırdığı, deneyimlediği ve anlamlandırdığı bir öğrenmeye dönüşür.
Düşünür Eğitim Sistemi’nin sınıftaki karşılığı yalnızca derslerin işleniş biçimi değildir. İlkokul programımızda öğrencilerin dikkat etmesini, düşünmesini, problem çözmesini, okumasını, denemesini ve üretmesini destekleyen düzenli uygulamalar yer alır.
Görsel ve İşitsel Dikkat Çalışmaları
Bir çocuğun öğrenebilmesi için önce dikkatini yöneltmesi, gördüğünü ve duyduğunu ayırt etmesi ve parçalar arasında ilişki kurması gerekir.
Bu nedenle ilkokul programımızda dikkat çalışmalarını yalnızca akademik derslerin içinde bırakmıyor, Görsel ve İşitsel Dikkat Setleri ile düzenli olarak destekliyoruz.
Öğrencilerimiz bu çalışmalarla; görsel ve işitsel dikkat, odaklanma, algılama, el-göz koordinasyonu, ilişkilendirme, sınıflama ve sıralama, akıl yürütme ve problem çözme becerilerini destekleyen etkinliklerle karşılaşır.
Yaş seviyelerine göre ilerleyen çalışmalarda çocuk yalnızca doğru cevabı bulmaya değil; dikkat etmeye, karşılaştırmaya, farklılıkları fark etmeye, bağlantı kurmaya ve kendi çözümünü kontrol etmeye yönlendirilir.
Çünkü bizim için dikkat, yalnızca bir etkinliği tamamlamak için gereken beceri değil; öğrenmenin kapısını açan temel alışkanlıklardan biridir.
STEM Çalışmaları
İlkokulda bilginin yalnızca anlatılmasını değil, denenmesini ve üretilmesini önemsiyoruz.
Bu nedenle öğrencilerimiz her sınıf seviyesinde 15 STEM deney ve etkinliği gerçekleştirir.
İlkokula başladığı günden 4. sınıfı tamamladığı güne kadar bir öğrencimiz toplam 60 farklı STEM deney ve etkinliğiyle karşılaşır.
Fen, teknoloji, mühendislik ve matematiği bir araya getiren bu çalışmalarda öğrenciler;
Bazen bir düzenek kurar, bazen bir problemi çözmek için farklı yollar dener, bazen de yaptığı tasarımın neden çalışmadığını keşfedip yeniden başlar.
Burada önemli olan yalnızca ortaya çıkan ürün değildir. Çocuğun bir fikri denemesi, sonucunu görmesi ve gerektiğinde yeniden düşünmesidir.
Dört yıl, 60 deney ve etkinlik, kesintisiz bir keşif süreci.
Her Sınıf Seviyesine Özel Problem Kitapları
Matematikte yalnızca doğru işlemi yapabilen değil, hangi bilgiyi nerede ve neden kullanacağını düşünebilen öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyoruz.
Bu nedenle her sınıf seviyesinde öğrencilerimiz için hazırlanan Problem Kitapları kullanıyoruz.
Matematik programındaki her konu, sınıf içindeki öğrenmenin ardından problem durumlarıyla da ele alınır.
Öğrenci yalnızca işlemi yapmaz; problemi okur, verilenleri ve isteneni belirler, uygun çözüm yolunu seçer, gerektiğinde farklı yollar dener ve ulaştığı sonucu değerlendirir.
Böylece problem çözme, matematik dersinin belirli haftalarında yapılan ayrı bir çalışma olmaktan çıkar; 1. sınıftan 4. sınıfa kadar matematik öğrenme sürecinin doğal bir parçasına dönüşür.
Çünkü matematikte asıl hedefimiz, çocuğun yalnızca “Kaç eder?” sorusuna değil, “Nasıl çözebilirim?” sorusuna da cevap verebilmesidir.
18 Kitaplık Okuma ve P4C Programı
İlkokulda öğrencilerimiz iki haftada bir hikâye kitabı tamamlar; bir eğitim yılı boyunca toplam 18 hikâye kitabı okur.
Ancak bizim için bir kitabın son sayfasına gelmek, okuma sürecinin bittiği anlamına gelmez. Çocuk kitabı kapattıktan sonra hikâye üzerine düşünmeye devam eder.
Okunan hikâyeleri yalnızca klasik değerlendirme sorularıyla ele almak yerine; drama, karakter analizi, kapak tasarımı, yaratıcı çalışmalar ve P4C (Çocuklar İçin Felsefe) yaklaşımına uygun sorgulama soruları ile yeniden ele alırız.
Hikâyenin içeriğine göre;
gibi tek bir doğru cevabı olmayan sorular üzerinden öğrenciler düşünür, görüşlerini paylaşır ve neden böyle düşündüklerini açıklamaya çalışır.
Çocuk yalnızca kendi fikrini söylemez; arkadaşlarının düşüncelerini dinler, farklı görüşleri karşılaştırır, yeni sorular sorar ve gerektiğinde başlangıçtaki düşüncesini yeniden değerlendirir.
Drama, alternatif son oluşturma, karakterlerin kararlarını sorgulama ve hikâyeye farklı bir karakterin gözünden bakma gibi çalışmalar da bu süreci destekler.
Böylece okuma, “Metinde ne oldu?” sorusunun ötesine geçerek “Neden oldu?”, “Başka türlü olabilir miydi?”, “Ben ne düşünüyorum ve neden?” sorularına ulaşır.
Çünkü bizim için okuma kültürü yalnızca kitap bitirmek değil; okuduğu üzerine düşünebilmek, soru sorabilmek ve kendi fikrini oluşturabilmektir.
Sosyal Sorumluluk Çalışmaları
Çocuğun yaşadığı çevreye karşı duyarlı olmasının yalnızca anlatılarak değil, sorumluluk alarak ve sürecin bir parçası olarak gelişeceğine inanıyoruz.
Bu nedenle öğrencilerimizi yaşlarına uygun sosyal sorumluluk çalışmalarıyla; çevrelerini gözlemlemeye, bir ihtiyacı fark etmeye, çözüm üzerine düşünmeye ve birlikte harekete geçmeye teşvik ediyoruz.
Çalışmaların konusu bazen çevre ve doğa, bazen paylaşma ve dayanışma, bazen hayvanlar, bazen de toplumsal bir ihtiyaç olabilir.
Öğrenciler yalnızca gerçekleştirilen bir çalışmaya katılan kişiler değildir. Sürecin farklı aşamalarında “Neye ihtiyaç var?”, “Biz ne yapabiliriz?”, “Nasıl katkı sağlayabiliriz?” soruları üzerine düşünür; fikir üretir, görev paylaşır ve sorumluluk alır.
Böylece empati, yardımlaşma, iş birliği ve sorumluluk gibi değerler yalnızca konuşulan kavramlar olmaktan çıkar, çocuğun deneyimlediği davranışlara dönüşür.
Çünkü sosyal sorumluluk bizim için yalnızca başkalarına yardım etmek değil; çocuğun yaşadığı dünyanın bir parçası olduğunu ve kendi davranışlarıyla o dünyaya katkı sağlayabileceğini fark etmesidir.
Öğrenme yalnızca ders kitaplarında gerçekleşmez. Çocuğun soru sorması, düşüncesini ifade etmesi, arkadaşını dinlemesi, dili zengin kullanması ve sosyal-duygusal becerilerini geliştirmesi de ilkokul yaşamının bir parçasıdır.
Bu nedenle haftalık planlarımızda akademik çalışmaların yanında düzenli olarak üç alana yer veriyoruz.
Bir Sorunun Birden Fazla Cevabı Olabilir
Her hafta sınıflarımıza cevabı hemen verilemeyen, çocukları düşünmeye ve konuşmaya yönelten bir soru taşırız.
Öğrencilerimizin her zaman tek bir doğru cevabı aramasını değil; düşünmesini, görüşünü gerekçelendirmesini, arkadaşlarının düşüncelerini dinlemesini ve kendi fikrini ifade edebilmesini isteriz.
Çünkü bazen önemli olan cevabın kendisinden çok, çocuğun o cevaba ulaşırken nasıl düşündüğüdür.
Bilmekten Davranışa
Akademik gelişimin yanında çocukların kendilerini tanımalarını, duygularını ifade edebilmelerini, başkalarını anlayabilmelerini ve birlikte yaşayabilme becerilerini geliştirmelerini önemsiyoruz.
Bu nedenle haftalık programımızda Değer ve Sosyal Duygusal Beceri çalışmalarına düzenli olarak yer veriyoruz.
Belirlenen değer veya beceri yaklaşık iki hafta boyunca sınıf yaşamının bir parçası hâline gelir.
Sorumluluk, saygı, empati, iş birliği, öz denetim ve benzeri beceriler yalnızca konuşulmaz; oyunlar, sınıf içi görevler, örnek olaylar, grup çalışmaları ve günlük yaşam durumları üzerinden ele alınır.
Çünkü bir değeri bilmekle, onu davranışa dönüştürmek aynı şey değildir.
Deyimler ve Atasözleri
Çocukların dili yalnızca doğru kullanmalarını değil, Türkçenin taşıdığı anlam zenginliğini de keşfetmelerini istiyoruz.
Bu nedenle deyim ve atasözlerini haftalık öğrenme akışımızın bir parçası hâline getiriyoruz.
Öğrencilerimiz karşılaştıkları deyim ve atasözlerinin anlamlarını keşfeder; hangi durumlarda kullanılabileceğini tartışır, örnekler oluşturur ve günlük yaşamla ilişkilendirir.
Böylece kelime hazinelerini geliştirirken bir sözün görünen anlamının ötesine geçmeyi, bağlamdan anlam çıkarmayı ve düşüncelerini daha zengin bir dille ifade etmeyi öğrenirler.
Ölçme: Notun Ötesinde Gelişim
İlkokulda bizim için önemli olan yalnızca öğrencinin aldığı sonuç değil, başladığı noktadan nereye geldiğidir.
Bu nedenle ölçme ve değerlendirmeyi yalnızca sonuç belirleyen bir araç olarak değil, öğrencinin gelişimini izleyen ve öğretime yön veren bir süreç olarak ele alıyoruz.
Yılın başında öğrencilerimizin hazırbulunuşluklarını değerlendiririz. Çünkü çocuğun nereden başladığını bilmeden gelişimini doğru biçimde takip edemeyiz.
Öğrenme sürecinde kazanımları düzenli olarak takip ederiz. Amaç yalnızca bir sonuç elde etmek değil, öğrenme ihtiyacını erken fark etmektir.
Sonuçları yalnızca ders bazında değil, kazanım ve soru bazında değerlendiririz.
“Matematiği zayıf.” demek yerine öğrencinin hangi kazanımda ve hangi soru türünde desteğe ihtiyaç duyduğunu belirlemeye çalışırız.
Elde edilen sonuçları öğretmenlerimiz değerlendirir, öğrencinin ihtiyaç duyduğu alanlarda gerekli çalışmalar planlanır ve gelişim süreci velilerimizle paylaşılır.
Öğrencilerimizin akademik ve gelişimsel süreçlerini yıl boyunca takip eder, belirli dönemlerde hazırlanan Gelişim Karneleri ile velilerimize aktarırız.
Bu karnelerde amaç yalnızca sonuçları sıralamak değil; öğrencinin güçlü olduğu alanları, gelişimini ve desteklenmesi gereken noktaları görünür hâle getirmektir.
Böylece değerlendirme, öğrenmenin sonunda yapılan bir işlem olmaktan çıkar; öğrenmeyi geliştiren bir sürece dönüşür.
Okulda gerçekleşen öğrenmenin aile tarafından da takip edilebilmesini önemsiyoruz.
Bu nedenle hazırladığımız Veli Bültenleri ile öğrencilerimizin sınıfta hangi konuları ele aldığını, hangi kazanımlar üzerinde çalıştığını ve öğrenmenin hangi etkinliklerle desteklendiğini düzenli olarak ailelerimizle paylaşıyoruz.
Bültenlerimiz yalnızca “Bu hafta ne işlendi?” sorusuna cevap veren bir konu listesi değildir. Derslerde yürütülen çalışmaların ve sınıf içi uygulamaların aile tarafından görülmesini sağlayarak okul ile ev arasındaki öğrenme bağını güçlendirir.
Böylece velilerimiz çocuklarının okul yaşamını yalnızca sonuçlar üzerinden değil, öğrenme sürecinin içinden takip edebilir.
Düşünür Koleji'nin eğitim yaklaşımını oluşturan dört sütun, ilkokulda çocuğun günlük okul yaşamında karşılık bulur.
Soru sorar, merak eder, araştırır, karşılaştırır, neden-sonuç ilişkileri kurar ve problem çözer.
Dener, tasarlar, uygular ve öğrendiğini somut bir ürüne dönüştürür.
Sorumluluk alır, kendini tanır, duygularını ifade eder, başkalarını anlamaya ve birlikte hareket etmeye çalışır.
Farklı düşünceleri dinler, yeni deneyimlere açık olur ve öğrendiklerini yaşadığı dünyanın farklı alanlarıyla ilişkilendirir.
Bizim için ilkokulun sonunda önemli olan yalnızca çocuğun ne kadar bilgi öğrendiği değil; nasıl düşündüğü, nasıl öğrendiği ve öğrenmeye nasıl baktığıdır.
Kayıt görüşmesi esnasında öğrencinizin başlayacağı kampüs ve sınıfın güncel mevcudu hakkında bilgi alabilirsiniz.
Yemek menülerimiz diyetisyen onayıyla hazırlanır ve aylık olarak yayımlanır. Servis araçlarımız araç takip sistemiyle izlenir. Kampüsünüze ilişkin ayrıntılı bilgiyi kayıt görüşmesinde edinebilirsiniz.
Öğrencilerimizin gelişimi yıl boyunca öğretmenlerimiz tarafından takip edilir. Akademik değerlendirmelerin yanında Gelişim Karneleri ve öğretmen geri bildirimleriyle öğrencinin güçlü olduğu ve desteklenmesi gereken alanlar velilerimizle paylaşılır.